İcra İnkar Tazminatı Nedir? Şartları, Oranı ve Hesaplama

İcra inkâr tazminatı, ilamsız icra takibine haksız şekilde itiraz eden borçlunun, alacaklının talebi üzerine ve kanuni şartlar gerçekleştiğinde, hükmedilen alacağın en az yüzde 20’si oranında ödemekle yükümlü tutulabildiği tazminattır. Ancak borçlunun itirazının mahkemece reddedilmesi her dosyada otomatik olarak tazminata hükmedileceği anlamına gelmez. Geçerli bir takip bulunmalı, itirazın iptali davası süresinde açılmalı, alacaklı tazminat talep etmeli ve takip konusu alacak belirli ya da borçlu tarafından hesaplanabilir olmalıdır.

İcra inkâr tazminatında borçlunun ayrıca kötü niyetli olduğunun ispatı kural olarak aranmaz. Buna karşılık haksız takip yapan alacaklı aleyhine istenen kötü niyet tazminatında, alacaklının kötü niyetinin ortaya konulması gerekir. Tazminat oranı, hesabın hangi tutar üzerinden yapılacağı ve izlenecek yol; icra dosyası, itirazın kapsamı ve alacağın niteliği birlikte incelenerek belirlenir.

İcra İnkâr Tazminatı Nedir?

İlamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren kanuni süre içinde borca, faize, yetkiye veya imzaya itiraz edebilir. Süresinde yapılan itiraz, itiraz edilen bölüm yönünden takibi durdurur. Alacaklı takibe devam etmek istiyorsa elindeki belgelere ve uyuşmazlığın niteliğine göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurabilir.

İtirazın iptali davasında mahkeme, borçlunun itirazını haksız bulup takibin devamına karar verebilir. Takip konusu alacak belirli veya belirlenebilir nitelikteyse ve alacaklı açıkça talep etmişse borçlu ayrıca icra inkâr tazminatına mahkûm edilebilir.

Bu tazminatın temel amaçları şunlardır:

  • Haksız itiraz nedeniyle alacağına geç ulaşan alacaklıyı korumak,
  • Borcu bilmesine rağmen takibi durduran itirazları caydırmak,
  • İlamsız icra sisteminin gereksiz itirazlarla işlemez hâle gelmesini önlemek.

Tazminat, icra dairesinin kendiliğinden uyguladığı bir ceza değildir. Mahkeme veya şartları varsa icra hukuk mahkemesi tarafından, tarafın talebi üzerine hükmedilen medeni nitelikte bir yaptırımdır. İcra dosyasının başlatılması, itiraz ve haciz aşamalarının genel işleyişi hakkında icra takibi ve icra hukuku sayfasından bilgi alınabilir.

İcra İnkâr Tazminatının Yasal Dayanağı Nedir?

İcra inkâr tazminatının temel dayanağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesidir. Düzenlemeye göre itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksız olduğuna karar verilirse, diğer tarafın talebi üzerine hükmolunan miktarın yüzde 20’sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verilebilir.

İtirazın kesin veya geçici kaldırılması yollarında da İİK m. 68, 68/a ve 69 kapsamında tazminat sonuçları doğabilir. Ancak bu yolların başvuru mercii, kullanılabilecek belgeler, inceleme kapsamı ve süreleri aynı değildir. Bu nedenle bütün tazminat taleplerini yalnızca İİK m. 67 kapsamında değerlendirmek doğru olmaz.

İcra inkâr tazminatı bir ceza davası sonucu değildir. Adli para cezası olarak Hazineye ödenmez; lehine hükmedilen alacaklıya ödenir. Borcun aslı, faiz, yargılama gideri ve vekâlet ücretinden ayrı bir hüküm kalemidir.

İcra İnkâr Tazminatı Şartları Nelerdir?

İtirazın iptali davasında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte değerlendirilmesi gerekir.

1. Geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır

Öncelikle para veya teminat alacağı için usulüne uygun bir ilamsız icra takibi başlatılmış olmalıdır. Henüz icra takibi yapılmadan doğrudan alacak davası açılmışsa İİK m. 67 anlamında icra inkâr tazminatı istenemez.

Takipte taraf sıfatı, alacağın dayanağı, tutarı ve talep edilen faiz açık olmalıdır. Hukuken geçersiz veya davayla uyumsuz bir takip, itirazın iptali ve tazminat talebini etkileyebilir.

2. Borçlu ödeme emrine süresinde itiraz etmelidir

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Süresinde yapılan itiraz, takibi itiraz edilen miktar yönünden durdurur.

Borçlu yalnızca borcun bir kısmına itiraz etmişse itiraz edilmeyen bölüm bakımından takip kesinleşir. Tazminat değerlendirmesi de kural olarak uyuşmazlık konusu yapılan ve mahkemece hüküm altına alınan bölüm üzerinden yapılır.

3. İtirazın iptali davası süresinde açılmalıdır

Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine veya varsa vekiline tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmalıdır. Bu bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir.

Bir yıllık süre geçirilirse alacağın bağlı olduğu genel zamanaşımı süresi içinde normal alacak davası açılması mümkün olabilir. Ancak bu dava İİK m. 67 anlamında itirazın iptali davası olmaz; duran takibin aynı dosya üzerinden devamı ve icra inkâr tazminatı gibi özel sonuçlar doğurmaz.

4. Alacaklı tazminatı açıkça talep etmelidir

Mahkeme, icra inkâr tazminatına kendiliğinden karar vermez. Alacaklının dava dilekçesinde bu yönde açık bir talebi bulunmalıdır. Uygulamada talebin “yüzde 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı” şeklinde kurulması mümkündür.

Talebin sonradan ileri sürülmesinin iddianın genişletilmesi yasağıyla karşılaşıp karşılaşmayacağı tartışma yaratabileceğinden, tazminat isteminin dava açılırken açıkça yazılması daha güvenlidir.

5. Alacaklı davada haklı çıkmalıdır

Mahkeme, borçlunun itirazını tamamen veya kısmen haksız bulmalıdır. Dava tamamen kabul edilirse hükmedilen uygun alacak üzerinden; kısmen kabul edilirse, diğer şartların da bulunması kaydıyla yalnızca kabul edilen likit bölüm üzerinden tazminat gündeme gelir.

Davanın reddedilmesi hâlinde alacaklı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilemez. Takibin ayrıca haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanırsa bu kez borçlu lehine kötü niyet tazminatı tartışılabilir.

6. Alacak belirli veya belirlenebilir olmalıdır

Kanun metninde açıkça “likit alacak” ifadesi kullanılmasa da Yargıtay uygulamasında icra inkâr tazminatı için alacağın belirli veya borçlu tarafından belirlenebilir olması aranır. Borçlu, takip tarihinde elindeki bilgilerle ne kadar borçlu olduğunu hesaplayabiliyorsa alacak likit kabul edilebilir.

Alacağın mutlaka senet veya tek bir belgeye bağlanmış olması gerekmez. Sözleşme, fatura, cari hesap, teslim kayıtları ve tarafların bilgisi dâhilindeki hesap unsurları alacağın belirlenmesine imkân verebilir.

Likit Alacak Ne Demektir?

Likit alacak, miktarı baştan belli olan veya borçlunun tek başına objektif verilerle hesaplayabileceği alacaktır. Alacak miktarının belirlenmesi hâkimin geniş takdirine, emsal araştırmasına veya tarafların bilmediği teknik ölçütlere bağlıysa likitlik şartı oluşmayabilir.

Likit alacağa örnek olabilecek durumlar:

  • Yazılı sözleşmede açıkça belirlenen ve ödenmeyen satış bedeli,
  • Borçlu kayıtlarına da giren kesin fatura ve teslim alacağı,
  • Hesap unsurları belli kredi veya cari hesap borcu,
  • Miktarı sözleşme ve ödeme kayıtlarıyla belirlenebilen kira borcu.

Likit kabul edilmeyebilecek durumlara örnekler:

  • Miktarı hâkimin takdirine bağlı maddi veya manevi tazminat,
  • Ayıp ve eksik iş bedelinin kapsamlı bilirkişi incelemesiyle belirlendiği uyuşmazlık,
  • Emsal ücret veya piyasa araştırması yapılmadan hesaplanamayan alacak,
  • Kusur, zarar ve illiyet değerlendirmesine göre ortaya çıkacak belirsiz tutar.

Bilirkişi incelemesi yapılmış olması tek başına alacağın likit olmadığını göstermez. Bilirkişi yalnızca tarafların bildiği verilerle matematiksel hesap yapıyorsa alacak belirlenebilir olabilir. Buna karşılık bilirkişi önce hangi emsalin veya hangi zarar kaleminin kabul edileceğini belirliyorsa sonuç değişebilir.

İcra İnkâr Tazminatında Borçlunun Kötü Niyetli Olması Şart mı?

Kural olarak hayır. Yargıtay uygulamasında icra inkâr tazminatı için borçlunun itirazını özellikle alacaklıya zarar verme amacıyla yaptığının ayrıca ispatlanması aranmaz. Geçerli takip, süresinde itirazın iptali davası, alacaklının haklı çıkması, açık talep ve likit alacak koşulları yeterli olabilir.

Bu nokta, kötü niyet tazminatıyla en önemli farklardan biridir. Borçlu, gerçekten borçlu olmadığını düşünerek itiraz etmiş olsa bile alacak açıkça hesaplanabilir durumdaysa tazminat riski doğabilir. Ancak itirazın varlığı ve alacağın mahkemece kabulü, likitlik incelemesini ortadan kaldırmaz.

İtiraz eden kişi veli, vasi veya mirasçı gibi borç hakkında doğrudan bilgi sahibi olmayabilecek bir sıfatla hareket ediyorsa özel değerlendirmeler gündeme gelebilir.

İcra İnkâr Tazminatı Oranı Yüzde 20 mi, Yüzde 40 mı?

Güncel düzenlemede icra inkâr tazminatının alt sınırı yüzde 20’dir. İnternette görülen yüzde 40 bilgisi, 2012 yılında yapılan kanun değişikliğinden önceki düzenlemeye dayanır.

Mahkeme, şartlar oluştuğunda hükmedilen uygun tutarın yüzde 20’sinden daha düşük tazminata karar veremez. Dosyanın özelliklerine göre daha yüksek bir orana hükmedilmesi teorik olarak mümkündür; ancak uygulamada çoğunlukla yüzde 20 oranı görülür. Daha yüksek oran talep ediliyorsa bunu haklı gösteren nedenlerin ve zararın somutlaştırılması önem taşır.

“En az yüzde 20” ifadesi, takip talebindeki bütün kalemlerin yüzde 20’sinin otomatik alınacağı anlamına gelmez. Önce tazminata esas kabul edilen tutar belirlenir, ardından oran uygulanır.

İcra İnkâr Tazminatı Hangi Tutar Üzerinden Hesaplanır?

Tazminat, kural olarak borçlunun itirazının iptaline karar verilen ve likit olduğu kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanır. Dava kısmen kabul edilmişse takipte istenen toplam değil, hüküm altına alınan uygun bölüm dikkate alınır.

Şu kalemler otomatik olarak tazminat matrahına eklenmez:

  • Takipten sonra işleyecek faiz,
  • Yargılama giderleri,
  • Karşı vekâlet ücreti,
  • Reddedilen alacak bölümü,
  • Likit olmadığı belirlenen alacak kalemi.

İşlemiş faiz, vergi veya sözleşmesel yan alacakların matraha girip girmeyeceği; talebin yapısına, ilgili yargı uygulamasına ve hükmün nasıl kurulduğuna göre ayrıca incelenmelidir. Bu nedenle hesap yalnızca takip çıkış tutarının yüzde 20’si alınarak yapılmamalıdır.

İcra İnkâr Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Temel hesaplama aşağıdaki gibidir:

Tazminata esas kabul edilen likit alacak × tazminat oranı = icra inkâr tazminatı

Hesaplama örneği 1

Alacaklı 100.000 TL asıl alacak için ilamsız takip başlatmış, borçlu borcun tamamına itiraz etmiş ve mahkeme 100.000 TL’nin tamamını likit alacak olarak kabul etmiş olsun.

100.000 TL × %20 = 20.000 TL

Mahkeme asgari oranı uygularsa borçlu, asıl alacağa ek olarak 20.000 TL icra inkâr tazminatı öder. Faiz, yargılama gideri ve vekâlet ücreti ayrıca değerlendirilir.

Hesaplama örneği 2

Takip 150.000 TL için yapılmış, mahkeme yalnızca 90.000 TL’lik bölümün mevcut ve likit olduğuna karar vermiş olsun.

90.000 TL × %20 = 18.000 TL

Bu durumda tazminat takipte talep edilen 150.000 TL üzerinden değil, kabul edilen 90.000 TL üzerinden hesaplanır. Reddedilen 60.000 TL için alacaklının kötü niyetli olduğu ayrıca kanıtlanmadıkça borçlu lehine otomatik tazminat doğmaz.

Alacak likit değilse

Mahkeme alacağın varlığını kabul ederek itirazı iptal edebilir; ancak tutar borçlunun önceden hesaplayamayacağı bir yargılama ve takdir sonucunda belirlenmişse icra inkâr tazminatı talebini reddedebilir. Davayı kazanmak ile tazminat kazanmak aynı sonuç değildir.

İcra İnkâr Tazminatı ile Kötü Niyet Tazminatı Arasındaki Fark

İki tazminat aynı hükümde düzenlenmiş olsa da tarafları ve şartları farklıdır.

Ölçütİcra inkâr tazminatıKötü niyet tazminatı
Kimin aleyhine?Haksız itiraz eden borçluHaksız ve kötü niyetli takip yapan alacaklı
Kimin lehine?AlacaklıBorçlu
Temel sonuçİtirazın iptali veya kaldırılmasıDavanın/talebin reddi ve takibin haksızlığı
Kötü niyet şartıBorçlu yönünden kural olarak aranmazAlacaklının kötü niyeti ispatlanmalıdır
Talep gerekli mi?EvetEvet
Asgari oranTazminata esas tutarın en az %20’siReddedilen uygun tutarın en az %20’si

Alacaklının davada kısmen haksız çıkması, reddedilen bölüm için otomatik olarak kötü niyetli sayılmasını sağlamaz. Alacaklının borç bulunmadığını bildiği hâlde takip başlatması veya tahsil edilmiş borcu yeniden istemesi gibi olgular kötü niyet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Borçlu borcun kendisine ait olmadığını, daha önce ödendiğini veya takibin yanlış kişiye yöneltildiğini ileri sürüyorsa itiraz, şikâyet ve şartlarına göre menfi tespit seçenekleri değerlendirilmelidir. Uygulama örnekleri için borca itiraz ve menfi tespit yolları hakkındaki içerik incelenebilir.

İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılmasında Tazminat

İtirazın iptali ve itirazın kaldırılması aynı yol değildir.

İtirazın iptali davası

  • Genel görevli mahkemede görülür.
  • Temel borç ilişkisi ve tarafların bütün delilleri incelenebilir.
  • İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
  • Dava kabul edilirse duran takibin hükmedilen bölüm üzerinden devamına karar verilir.
  • Şartları varsa icra inkâr tazminatına hükmedilir.

İtirazın kaldırılması

  • İcra hukuk mahkemesinden istenir.
  • İİK’da sayılan belge türlerine dayalı daha sınırlı bir inceleme yapılır.
  • Kural olarak itirazın tebliğinden itibaren altı aylık başvuru süresi bulunur.
  • İtirazın kesin veya geçici kaldırılmasına göre sonuçlar değişebilir.
  • Talep üzerine en az yüzde 20 tazminat gündeme gelebilir.

Alacaklının hangi yolu seçmesi gerektiği, takip dayanağı belgenin İİK m. 68 kapsamında olup olmadığına ve uyuşmazlığın kapsamına göre belirlenir. Yanlış merciye veya yanlış süre içinde başvuru yapılması hak kaybı doğurabilir.

İtirazın İptali Davasında Bir Yıllık Süre Nasıl Hesaplanır?

Bir yıllık hak düşürücü süre, borçlunun itirazının alacaklıya veya varsa vekiline tebliğ edildiği tarihten başlar. İtirazın icra dosyasına sunulduğu tarih ile alacaklıya tebliğ tarihi aynı olmayabilir.

Yargıtay’ın güncel yaklaşımına göre, itiraz alacaklıya tebliğ edilmemişse yalnızca haricen öğrenme veya zorunlu arabuluculuğa başvurma bir yıllık süreyi kendiliğinden başlatmaz. Bununla birlikte alacaklının itirazın kaldırılması için icra hukuk mahkemesine başvurması gibi bazı işlemler öğrenme ve süre hesabı bakımından ayrıca değerlendirilebilir.

Sürenin son günü beklenmemelidir. İcra dosyasındaki tebligat evrakı, vekil kaydı ve zorunlu arabuluculuğun süreye etkisi birlikte incelenmelidir.

İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?

Her itirazın iptali davasında, yalnızca dava türünün adı nedeniyle arabuluculuk zorunlu değildir. Dava şartı arabuluculuk, takip konusu alacağın dayandığı temel hukuki ilişkiye göre belirlenir.

Örneğin:

  • Ticari işletmeler arasındaki ticari para alacağında ticari arabuluculuk,
  • İşçi ile işveren arasındaki ücret veya tazminat alacağında iş arabuluculuğu,
  • Tüketici işleminden doğan ve kanuni kapsamda kalan uyuşmazlıkta tüketici arabuluculuğu,
  • Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta kira arabuluculuğu

gündeme gelebilir.

Arabuluculuk dava şartı olduğu hâlde başvuru tamamlanmadan dava açılması usulden ret riskine yol açar. Buna karşılık temel ilişki arabuluculuk kapsamında değilse sırf icra takibine itiraz edilmiş olması arabuluculuğu zorunlu hâle getirmez.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

İtirazın iptali davasında görevli mahkeme, icra takibinin yapıldığı yerden veya talep tutarından hareketle tek başına belirlenmez. Görev, alacağın dayandığı temel hukuki ilişkiye göre tespit edilir.

  • Ticari uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemesi,
  • Tüketici işlemlerinde Tüketici Mahkemesi,
  • İş ilişkisinden doğan alacaklarda İş Mahkemesi,
  • Kira ilişkisinde Sulh Hukuk Mahkemesi,
  • Özel görev kuralı bulunmayan alacaklarda Asliye Hukuk Mahkemesi

görevli olabilir.

Yetki bakımından genel yetki kuralları, sözleşmenin ifa yeri, icra dairesinin yetkisi ve varsa geçerli yetki anlaşması birlikte değerlendirilir. Ticari sözleşme ve cari hesap alacaklarında uyuşmazlığın şirket ilişkileriyle bağlantısı için şirketler hukuku hükümleri de önem taşıyabilir.

İtirazın kaldırılması ise görevli genel mahkemede değil, icra hukuk mahkemesinde talep edilir.

İcra İnkâr Tazminatı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?

Kural olarak para alacağına ilişkin mahkeme kararları kesinleşmeden ilamlı icraya konulabilir. İtirazın iptali kararında asıl hüküm kesinleşme şartına tabi değilse icra inkâr tazminatı, yargılama gideri ve vekâlet ücreti gibi hüküm kalemleri de kesinleşmeden takip edilebilir. Karara karşı istinaf başvurulması, tek başına icrayı durdurmaz.

Ancak asıl kararın kanun gereği kesinleşmeden icra edilemeyeceği bir uyuşmazlığa bağlı olması hâlinde fer’î nitelikteki tazminat ve giderler de bu durumdan etkilenebilir. Menfi tespit davası gibi özel kesinleşme kuralları bulunan davalar ayrıca değerlendirilmelidir.

İcra inkâr tazminatı, itirazın iptali kararıyla duran eski takibin devamından farklı bir hüküm kalemidir. Tazminatın tahsili için ilamın hüküm fıkrası ve kesinleşme durumu incelenerek uygun icra işlemi yapılmalıdır.

İtirazın İptalinden Sonra İcra Takibi Nasıl Devam Eder?

Mahkeme itirazı tamamen veya kısmen iptal ederse, alacaklı yeni bir ödeme emri göndermeden mevcut ilamsız takip dosyasına kabul edilen miktar üzerinden devam edebilir. Takibin kesinleşen kapsamına göre borçlunun haczedilebilir mal, hak ve alacaklarına yönelinmesi mümkündür.

Bu aşamada:

gündeme gelebilir. Her malvarlığı değerinde haczedilemezlik, öncelik, sıra ve ölçülülük kuralları ayrıca incelenmelidir.

Borçlu Açısından Dikkat Edilmesi Gerekenler

Borçlu ödeme emrini aldığında yalnızca “itiraz edersem takip durur” düşüncesiyle hareket etmemelidir. İtirazın geçici olarak takibi durdurması, borcun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Alacak açık ve hesaplanabilir durumdaysa dava sonunda borca ek olarak en az yüzde 20 tazminat, faiz, yargılama gideri ve vekâlet ücreti doğabilir.

İtirazdan önce şu hususlar kontrol edilmelidir:

  • Borç ve imza gerçekten kişiye mi ait?
  • Borç tamamen veya kısmen ödenmiş mi?
  • Talep edilen asıl alacak ve faiz doğru mu?
  • Zamanaşımı, yetki veya tebligat itirazı var mı?
  • İtiraz yalnızca tartışmalı kısımla sınırlandırılabilir mi?
  • Ödemeyi veya itirazı kanıtlayan belgeler mevcut mu?

Haklı bir itiraz hakkının kullanılması engellenemez. Ancak soyut ve dayanaksız itiraz, dosyanın mali sonucunu ağırlaştırabilir.

Alacaklı Açısından Dikkat Edilmesi Gerekenler

Alacaklı da yalnızca borçlunun itiraz etmiş olmasına güvenerek tazminat kazanacağını varsaymamalıdır. Takip ve dava talepleri birbiriyle uyumlu kurulmalı, bir yıllık süre korunmalı ve alacağın neden likit olduğu somutlaştırılmalıdır.

Alacaklının kontrol etmesi gereken başlıca konular şunlardır:

  • İtirazın kendisine hangi tarihte tebliğ edildiği,
  • Takipte talep edilen asıl alacak ve faiz kalemleri,
  • Dava şartı arabuluculuğun bulunup bulunmadığı,
  • Görevli ve yetkili mahkeme,
  • Alacağı kanıtlayan sözleşme, fatura, teslim ve ödeme kayıtları,
  • Tazminat talebinin dava dilekçesinde açıkça yer alması,
  • Kısmi kabul hâlinde matrahın hangi kalemlerden oluşacağı.

Takipte gerçekte mevcut olmayan veya ödendiği bilinen bir alacağın istenmesi, alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı riskini doğurabilir.

İcra İnkâr Tazminatında Hukuki Değerlendirme

İcra inkâr tazminatı, yalnızca borçlunun itiraz etmiş olmasına bağlanan otomatik bir yüzde 20 ek ödeme değildir. Geçerli takip, süresinde açılmış itirazın iptali davası, açık talep, davanın kabulü ve likit alacak şartları birlikte bulunmalıdır. Hesaplama da takipte yazılı toplam üzerinden değil, mahkemece kabul edilen ve tazminata uygun görülen tutar üzerinden yapılmalıdır.

Ödeme emri, itiraz dilekçesi, icra dosyası, sözleşmeler, faturalar ve ödeme kayıtları birlikte incelenmeden yapılacak değerlendirme eksik kalabilir. Sürelerin kısa ve tazminat riskinin yüksek olması nedeniyle hem alacaklı hem borçlu bakımından dosyanın erken aşamada değerlendirilmesi önem taşır.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Somut dosyada uygulanacak görev, süre, arabuluculuk ve tazminat koşulları temel hukuki ilişkiye ve mevcut belgelere göre değişebilir.

Sık Sorulan Sorular

İcra inkâr tazminatı ne kadardır?

Kanuni alt sınır, tazminata esas alınan ve mahkemece hükmedilen uygun tutarın yüzde 20’sidir. Mahkeme daha yüksek orana karar verebilir; fakat uygulamada çoğunlukla yüzde 20 görülür. Hesap takipte istenen bütün tutar üzerinden otomatik yapılmaz.

İcra inkâr tazminatı yüzde 20 mi, yüzde 40 mı?

Güncel asgari oran yüzde 20’dir. Yüzde 40 oranı, 2012’de yapılan kanun değişikliğinden önceki düzenlemeye aittir. Eski karar ve makalelerde yüzde 40 görülmesi bu nedenle mümkündür.

İcra inkâr tazminatını kim öder?

İtirazın iptali veya kaldırılması sürecinde haksız çıkan ve diğer şartlar gerçekleşen borçlu öder. Tazminat Hazineye değil, lehine hüküm kurulan alacaklıya ödenir. Alacaklının haksız ve kötü niyetli takibi varsa borçlu lehine farklı tazminat doğabilir.

Borçlunun kötü niyetli olması şart mı?

İcra inkâr tazminatı bakımından borçlunun ayrıca kötü niyetli olduğunun ispatı kural olarak gerekmez. Borçlunun itirazının haksız olması ve alacağın likit bulunması önemlidir. Kötü niyet şartı, haksız takip nedeniyle alacaklı aleyhine istenen kötü niyet tazminatında aranır.

İcra inkâr tazminatı hangi tutar üzerinden hesaplanır?

Kural olarak itirazın iptaline karar verilen ve likit kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanır. Dava kısmen kabul edilmişse yalnızca kabul edilen uygun bölüm dikkate alınır. Gelecekte işleyecek faiz, vekâlet ücreti ve yargılama gideri matraha eklenmez.

Alacak bilirkişi tarafından hesaplanırsa tazminat verilmez mi?

Her zaman değil. Bilirkişi yalnızca tarafların bildiği verilerle matematiksel hesap yapıyorsa alacak yine likit sayılabilir. Ancak alacak miktarı emsal, kusur, zarar veya hâkimin takdiriyle belirleniyorsa borçlunun önceden hesaplaması mümkün olmayabilir ve tazminat reddedilebilir.

İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılır?

Dava, borçlunun itirazının alacaklıya veya vekiline tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Süre hak düşürücüdür. İtiraz tebliğ edilmemişse sürenin başlayıp başlamadığı ve dosyadaki diğer işlemler ayrıca incelenmelidir.

İcra inkâr tazminatı kendiliğinden verilir mi?

Hayır. Alacaklının tazminatı açıkça talep etmesi gerekir. Mahkeme, talep bulunmadan kendiliğinden icra inkâr tazminatına hükmedemez. Talebin dava dilekçesinde yüzde 20’den az olmamak üzere açıkça belirtilmesi önemlidir.

İtirazın iptali davası reddedilirse ne olur?

Alacaklının talebi reddedilir ve duran takip bu dava sayesinde devam etmez. Ancak borçlu lehine kötü niyet tazminatına karar verilebilmesi için ret tek başına yeterli değildir; alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun ispatlanması ve borçlunun talebi gerekir.

İcra inkâr tazminatı ödenmezse ne olur?

Mahkeme kararında hükmedilen tazminat gönüllü ödenmezse ilamlı icra takibine konu edilebilir. Kararın kesinleşmeden icra edilip edilemeyeceği, asıl hükmün niteliğine ve özel kesinleşme kurallarına göre değerlendirilir.

İtirazın kaldırılmasında icra inkâr tazminatı istenebilir mi?

Evet. İİK’da belirtilen belgelerle icra hukuk mahkemesinden itirazın kesin veya geçici kaldırılması istendiğinde, kanuni şartlar ve açık talep bulunuyorsa en az yüzde 20 tazminata hükmedilebilir. Bu yolun süresi ve inceleme kapsamı itirazın iptali davasından farklıdır.

İcra inkâr tazminatı için ayrı dava açılır mı?

Tazminat, itirazın iptali veya kaldırılması talebiyle birlikte istenmelidir. İlgili davada talep edilmeden daha sonra bağımsız dava ile icra inkâr tazminatı istenmesi kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle talep başlangıç dilekçesinde unutulmamalıdır.

Hemen Ara