Borçtan Kurtulma Davası Nedir? Şartları ve Açma Süresi

Borçtan Kurtulma Davası Nedir? Şartları ve Açma Süresi

Borçtan kurtulma davası, genel haciz yoluyla takipte imzaya itirazı geçici olarak kaldırılan borçlunun, borçlu olmadığının tespiti için açabildiği özel bir davadır. İcra ve İflas Kanunu’nun 69. maddesine göre dava, geçici kaldırma kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde açılır. Davanın dinlenebilmesi için dava konusu alacağın yüzde 15’i oranındaki teminatın ilk duruşma gününe kadar gösterilmesi gerekir.

Bu yol, ödeme güçlüğü yaşayan herkesin mevcut borçlarını sildirebildiği bir düzenleme değildir. Amaç, takip konusu alacağın hukuken istenebilir olup olmadığını inceletmektir. Davacı takip borçlusu, davalı ise takip alacaklısıdır. Uyuşmazlık icra mahkemesinde değil, borç ilişkisinin niteliğine göre görevli hukuk mahkemesinde görülür.

Uygulamada en önemli ayrımlar; ödeme emrine itiraz süresiyle dava süresini karıştırmamak, genel haciz takibini kambiyo senetlerine özgü takipten ayırmak ve süre kaçırıldığında hangi korumanın kaybedildiğini doğru belirlemektir. Bu nedenle yalnızca senedin adına bakmak yeterli olmaz. Takip talebi, ödeme emri, geçici kaldırma kararı ve tebligat belgeleri birlikte incelenmelidir. Aşağıda şartlar, süre hesabı, teminat ve davanın sonuçları bu ayrımlar üzerinden açıklanmaktadır.

Borçtan Kurtulma Davasının Şartları Nelerdir?

Borçtan kurtulma davası, her icra dosyasında başvurulabilecek genel bir itiraz yolu değildir. İtirazın geçici olarak kaldırılması kararı, bu özel davanın merkezindeki koşuldur. Kararın kesin kaldırmaya ilişkin olması veya ortada yalnızca bir ödeme emri bulunması aynı sonucu doğurmaz.

Süreç, ilamsız icra takibinde genel haciz yolunun belirli bir aşamasında ortaya çıkar. Borçlu takip dayanağı adi senetteki imzaya süresinde ve açıkça itiraz eder. Alacaklının başvurusu üzerine icra mahkemesi imzayı inceleyerek itirazın geçici kaldırılmasına karar verirse, borçlu maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını bu davada ileri sürebilir.

Başlıca koşullar şunlardır.

Kambiyo Senetlerine Özgü Takiple Karıştırılmamalıdır

Elinde bono bulunan alacaklı genel haciz yolunu tercih edebilir. Böyle bir durumda belgenin bono olması, takip yolunu kendiliğinden kambiyo takibine dönüştürmez. Belgenin türü ile seçilen takip yolu farklı konulardır.

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda ise imzaya ve borca itiraz için ayrı hükümler uygulanır. Bu takipteki imzaya itirazın reddedilmesi, İİK 69’daki borçtan kurtulma davasının şartlarının oluştuğu anlamına gelmez. Borçlu olmadığının tespiti ve gerekli hukuki korumalar, o takip türünün kuralları çerçevesinde değerlendirilir.

Yüzde 15 Teminat Nasıl Gösterilir?

İİK 69/2, dava konusu alacağın yüzde 15’inin ilk duruşma gününe kadar güvenceye alınmasını öngörür. Nakit para mahkeme veznesine yatırılabilir. Kanunda ayrıca mahkemenin kabul edeceği aynı değerde hisse senedi ve tahvil ile banka teminat mektubu seçenekleri düzenlenmiştir. Herhangi bir malın gösterilmesi veya kişisel ödeme sözü verilmesi bu seçeneklerin yerine kendiliğinden geçmez.

Dava konusu alacak Yüzde 15 teminat
100.000 TL 15.000 TL
250.000 TL 37.500 TL
400.000 TL 60.000 TL

Tablodaki tutarlar yalnızca oranı açıklayan örneklerdir. Dava konusu miktarın doğru belirlenmesi, kısmi uyuşmazlıklar ve sunulan güvencenin kabulü dosya üzerinden değerlendirilir. Teminat, harç değildir; borcun kabulü veya alacaklıya ödeme yapılması anlamına da gelmez. Harç ve diğer giderler ayrıca hesaplanır.

Teminatın süresinde gösterilmemesi ciddi bir usul riskidir. Kanun bu durumda davanın reddini öngörür. Öğretide davaya genel menfi tespit davası olarak devam edilmesini savunan görüşler bulunsa da, buna güvenilerek teminat süresi geçirilmemelidir. Dönüşüm meselesi ile İİK 69’a özgü takip koruması birbirinden ayrıdır.

Borçtan kurtulma davasında süre ve belgelerin hazırlanmasını temsil eden masa düzeni

Borçtan Kurtulma Davası Açma Süresi Kaç Gündür?

Borçtan kurtulma davası açma süresi yedi gündür. Başlangıç, ödeme emrinin tebliği değil; itirazın geçici kaldırılması kararının borçluya veya usulüne göre vekiline tefhim ya da tebliğ edilmesidir. Tefhim, kararın ilgiliye duruşmada usulüne uygun biçimde açıklanmasını ifade eder.

Bu süre, özel dava yoluna ilişkin hak düşürücü niteliktedir. Dava açmak için geçici kaldırma kararının kesinleşmesi beklenmez. Karara karşı kanun yoluna başvurulması da yedi günlük süreyi kendiliğinden durdurmaz. Kararın öğrenilmesi, tefhimi, tebliği ve kesinleşmesi bu nedenle ayrı tarihler olarak kaydedilmelidir.

Yedi Gün Nasıl Hesaplanır?

Gün olarak belirlenen sürelerde başlangıç günü sayılmaz. Son günün resmî tatile rastlaması hâlinde tatili izleyen çalışma günü dikkate alınır. Yedi gün, yedi iş günü demek değildir; aradaki hafta sonları kural olarak hesabın içindedir. Elektronik tebligatta ise önce hukuki tebliğ tarihinin belirlenmesi gerekir.

Örnek: Süreyi başlatan usulüne uygun tefhim veya tebliğ 5 Kasım 2026 tarihinde gerçekleşmişse ve süreyi etkileyen başka bir durum yoksa, sayım 6 Kasım’da başlar ve yedinci gün 12 Kasım 2026 olur. Bu örnek yalnızca gün hesabını gösterir; arabuluculuk, tebligat usulsüzlüğü ve dosyaya özgü diğer meseleler ayrıca incelenir.

Tarihleri ön değerlendirme amacıyla kontrol etmek için hukuki süre hesaplama aracından yararlanılabilir. Ancak aracın genel hesabı, kararın hangi tarihte ve nasıl bildirildiği konusunda hukuki incelemenin yerine geçmez. Özellikle bu davanın özel süre rejiminde otomatik bir tatil uzaması varsayılmamalıdır.

Arabuluculuk Yedi Günlük Süreyi Etkiler mi?

Her borçtan kurtulma davası için tek bir arabuluculuk cevabı verilemez. Belirleyici olan, uyuşmazlığın kaynağıdır. Örneğin ticari nitelikteki bir menfi tespit uyuşmazlığında dava şartı arabuluculuk hükümleri gündeme gelebilir. Tüketici, iş veya kira ilişkilerinde ise ilgili özel düzenleme ve istisnalar kontrol edilir.

Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıkta başvuru geciktirilmemelidir. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede hak düşürücü süre işlemez. Bu, her olayda son tutanaktan sonra yeniden tam yedi gün verildiği anlamına gelmez. Başvurudan önce geçen günler ve kalan süre birlikte hesaplanır.

Süre Kaçırılırsa Borçlu Olmadığımı İleri Süremez miyim?

Yedi günlük sürenin geçirilmesi, İİK 69’a özgü korumayı kaybettirir. Geçici kaldırma kararı ve varsa geçici haciz kesinleşir. Buna karşılık süreyi kaçırmak, borcun maddi hukuk bakımından mevcut olduğuna ilişkin kesin bir mahkeme hükmü oluşturmaz.

Koşulları varsa genel menfi tespit davası gündeme gelebilir. Ancak takip başladıktan sonra açılan olağan menfi tespit davası, sırf açılmış olmakla takibi durdurmaz. İİK 72’deki koruma düzeni ve varsa kanuni istisnalar ayrıca değerlendirilir. Bu yüzden “Sonra başka bir dava açarım” düşüncesi aynı korumayı sağlamaz.

Borçtan Kurtulma Davası Hangi Mahkemede ve Nasıl Açılır?

Borçtan kurtulma davası icra mahkemesinde açılmaz. İcra mahkemesi imzaya itirazın geçici kaldırılmasını takip hukuku kapsamında inceler. Borçlu olunup olunmadığına ilişkin bu dava ise uyuşmazlığın niteliğine göre görevli hukuk mahkemesinde görülür.

Başka bir özel görev kuralı yoksa asliye hukuk mahkemesi gündeme gelir. Ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıklarda asliye ticaret, tüketici işleminde tüketici, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda iş mahkemesi görevli olabilir. Kira ilişkisinden doğan alacak bakımından sulh hukuk mahkemesine ilişkin görev kuralı da dikkate alınır. Görev, yalnızca alacak miktarına veya taraflardan birinin şirket olmasına bakılarak belirlenmez.

İİK 69/2, yer bakımından takibin yapıldığı yer veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesini düzenler. Özel görev ve yetki hükümleri bulunan dosyalarda bu hükümler de birlikte incelenmelidir.

Dava Açmadan Önce Hazırlanması Gereken Belgeler

Dava dilekçesinin yalnızca “Borçlu değilim” açıklamasından oluşması yeterli değildir. İddianın hangi vakıalara dayandığı, hangi alacak miktarının uyuşmazlık konusu olduğu ve talep edilen hukuki koruma açıkça gösterilmelidir.

  1. Takip talebi ve ödeme emrini temin edin; takip yolunu belirleyin.
  2. İmzaya itiraz belgesiyle geçici kaldırma kararını birlikte inceleyin.
  3. Duruşma tutanağı, tebliğ mazbatası veya elektronik tebligat kaydından süre başlangıcını belirleyin.
  4. Senet aslını, sözleşmeleri, ödeme belgelerini ve imza karşılaştırmasına yarayacak kayıtları tespit edin.
  5. Görevli ve yetkili mahkemeyle arabuluculuk gerekliliğini kontrol edin.
  6. Dilekçeyi süresinde sunun; teminatın kabulünü ve dosyaya girişini takip edin.
  7. Dava açıldığını gösteren belgeyi icra dosyasına sunarak takip kaydındaki işlemleri kontrol edin.

İcra dosyasına bildirim, süresinde dava açmanın yerine geçmez. Buna karşılık davanın açıldığının icra dosyasında görünür olması, yanlışlıkla kesin haciz veya satış işlemi yürütülmesi riskinin izlenmesi bakımından önemlidir.

Takip dayanağı senetteki imza ve karşılaştırma belgelerinin incelenmesini temsil eden görüşme

İspat Yükü Kimdedir?

Davacının takip borçlusu olması, bütün ispat yükünün otomatik biçimde ona geçtiği anlamına gelmez. İspat yükü, borç ilişkisinin dayanağına ve ileri sürülen somut vakıaya göre belirlenir. Alacaklı alacağını dayandırdığı hukuki ilişkiyi ve belgeyi ortaya koyar; imza inkârı varsa belgenin aidiyeti incelenir. Borçlu imzayı ve ilişkinin kuruluşunu kabul edip ödeme yaptığını savunuyorsa, ödeme iddiasını ispatlaması gerekir.

Genel mahkeme, icra mahkemesindeki sınırlı incelemeyle bağlı bir esas incelemesi yapmaz. Gerekli görülürse senet aslı ve karşılaştırma belgeleri üzerinden bilirkişi incelemesi yapılabilir. Fotokopi, ekran görüntüsü veya tek başına tanık anlatımının yeterliliği konusunda her dosya için aynı sonuca varılamaz; senetle ispat kuralları ve istisnaları dikkate alınır.

Davanın İcra Takibine Etkisi ve Sonuçları Nelerdir?

Süresinde ve kanundaki koşullara uygun açılan borçtan kurtulma davası, imzaya itirazla durmuş olan takibin durmaya devam etmesini sağlar. İİK 69’un bu etkisi, olağan menfi tespit davasından ayrıldığı temel noktadır. Bunun için ayrı bir ihtiyati tedbir kararı gerektiği şeklinde genel bir kural kurulamaz.

Takibin durmaya devam etmesi, dosyanın hemen kapanması veya bütün hacizlerin kaldırılması değildir. Geçici kaldırma kararına bağlı olarak konulmuş geçici haciz, bu aşamada kendiliğinden ortadan kalkmaz; kesin hacze dönüşmesi önlenir. Davanın hangi alacak veya bölüm için açıldığı da korumanın kapsamını etkiler.

Konu Borçtan kurtulma davası Genel menfi tespit davası
Temel düzenleme İİK 69 İİK 72
Özel başlangıç koşulu İtirazın geçici kaldırılması kararı Somut borç iddiası ve hukuki yarar
Açılma zamanı Tefhim veya tebliğden itibaren yedi gün İİK 69’daki özel yedi güne bağlı değildir
Teminat İlk duruşma gününe kadar yüzde 15 özel koşulu Talep edilen tedbire ve takip aşamasına göre değerlendirilir
Takibe etkisi Koşulları sağlanırsa takip durmaya devam eder Açılması tek başına takibi durdurmaz

Borçlu Davayı Kazanırsa Ne Olur?

Mahkemenin kabul kararı, uyuşmazlık konusu borcun bulunmadığını belirler. Kararın kesinleşmesiyle hükmün kapsamına göre takip ve haciz sonuçları giderilir. Kısmi kabulde yalnızca uyuşmazlığın o bölümü bakımından sonuç doğar. Davanın açılmış olmasıyla kabul kararının verilmesi ve kesinleşmesi aynı aşama değildir.

Esas hakkında verilen hüküm maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Aynı taraflar arasında, aynı uyuşmazlığın aynı vakıalara dayanılarak yeniden görülmesi buna göre sınırlandırılır. Usulden ret kararıyla borcun varlığını esastan belirleyen ret kararı ise birbirine eşit değildir.

Borçlu Davayı Kaybederse Ne Olur?

Davanın reddi, geçici kaldırma kararının ve varsa geçici haczin kesinleşmesi sonucunu doğurabilir; takip devam eder. Kanun yoluna başvuru tek başına icrayı durdurmaz. İcranın geri bırakılması isteniyorsa İİK 36 ve ilgili hükümler kapsamındaki koşullar ayrıca yerine getirilmelidir.

İİK 69/5’te, davada haksız çıkan taraf için dava veya hükmolunan miktarın yüzde 20’sinden az olmayan tazminat öngörülür. Bu, yüzde 15 teminattan farklı bir kalemdir. Teminatın yatırılması, tazminat riskini karşılayarak ortadan kaldırmaz. Esas incelemesi yapılmadan verilen usulden ret ile esastan haksız çıkma da aynı şekilde değerlendirilmez.

Tazminat konusunda icra inkâr tazminatının farklı dava türlerindeki koşulları doğrudan buraya aktarılmamalıdır. İİK 69’daki özel düzenleme ayrıca incelenir. Kanunda açık bir talep ibaresi bulunmamakla birlikte, talep gerekliliğine ilişkin değerlendirmeler nedeniyle tarafların tazminat istemini dilekçelerinde açıkça belirtmesi önemlidir. “Nasıl olsa kendiliğinden verilir” varsayımıyla hareket edilmemelidir.

Harç, tebligat, bilirkişi giderleri ve vekâlet ücreti ayrıca gündeme gelir. Davanın maliyeti yalnızca alacağın yüzde 15’i değildir. Somut dosyada tahmini giderler ve kaybetme hâlindeki yükümlülükler dava öncesinde birlikte değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Ödeme Gücüm Yoksa Borçtan Kurtulma Davası Açabilir miyim?

Sadece ödeme güçlüğü, bu davanın sebebi değildir. Borçtan kurtulma davası, İİK 69’daki geçici kaldırma kararından sonra borçlu olunmadığının tespitine yöneliktir. Gerçekten mevcut bir borcun ödenememesi, bu yolla borcu ortadan kaldırmaz. Önce takip türü, karar ve borca karşı savunmalar incelenmeli; ödeme güçlüğüne ilişkin seçenekler bu özel dava yoluyla karıştırılmamalıdır. Davanın adı tek başına borç silme imkânı anlamına gelmez.

İcra Mahkemesine Dilekçe Vermek Dava Açmak Yerine Geçer mi?

Geçici kaldırma kararına itiraz etmek veya icra dosyasına borçlu olmadığınızı bildirmek, görevli hukuk mahkemesinde borçtan kurtulma davası açmanın yerine geçmez. Bu dava ayrı bir yargılama olduğundan, usulüne uygun dilekçe, süre ve diğer dava şartları aranır. İcra dosyasına yapılan bildirim ile dava açılış kaydı farklı işlemlerdir. Yedi günlük süre içinde hangi işlemin tamamlandığı dosya üzerinden kontrol edilmelidir.

İstinafa Başvurursam Yedi Günlük Süre Yeniden Başlar mı?

Hayır. Geçici kaldırma kararına karşı istinaf yoluna gidilmesi, borçtan kurtulma davası için öngörülen yedi günlük süreyi yeniden başlatmaz ve kendiliğinden durdurmaz. Süreyi tefhim veya tebliğ tarihine göre takip etmek gerekir. Kanun yolunun sonucu beklenirken özel dava süresi kaçırılabilir. İstinaf başvurusu ile borçlu olunmadığının esas yönünden incelenmesini sağlayan dava, farklı amaçlara ve koşullara sahip hukuki yollardır.

Teminatı Alacaklının Hesabına Yatırabilir miyim?

Kanundaki teminatın amacı, alacaklıya doğrudan ödeme yapılması değildir. Nakit güvence mahkeme veznesine depo edilir; diğer kanuni güvence türlerinde mahkemenin kabulü önem taşır. Alacaklının hesabına yapılan havale, İİK 69’daki teminat şartını kendiliğinden yerine getirmez. Ödemenin hangi dosyaya, hangi hukuki amaçla yapıldığı açık olmalıdır. Yanlış hesaba veya farklı açıklamayla gönderilen paranın gerekli usul işlemi yerine geçeceği varsayılmamalıdır.

Teminat Yatırınca Borcu Kabul Etmiş Olur muyum?

Hayır. İİK 69 kapsamında güvence gösterilmesi, davanın dinlenebilmesi için öngörülen usul koşuluyla ilgilidir. Bu işlem tek başına borcun kabulü veya alacaklıya ifa anlamına gelmez. Ancak dosyaya sunulan diğer beyanlar, ödeme belgeleri ve imzalanan anlaşmalar kendi içerikleriyle değerlendirilir. Bu nedenle teminat işlemiyle birlikte düzenlenen dilekçe ve banka açıklamalarında işlemin amacı doğru belirtilmeli; farklı hukuki sonuç doğurabilecek ifadelerden kaçınılmalıdır.

Dava Açınca Daha Önceki Hacizler Hemen Kalkar mı?

Hayır. Şartları sağlanan davanın temel etkisi, takipte durmanın sürmesi ve geçici haczin kesin hacze dönüşmesinin engellenmesidir. Mevcut bütün hacizlerin dava açıldığı anda kaldırılması sonucu doğmaz. Haczin türü, hangi dosyadan konulduğu ve davanın kapsamı ayrı ayrı incelenir. Borçlu lehine hüküm verilmesi ve kararın kesinleşmesi sonrasında yapılacak işlemler de hükmün içeriğine göre belirlenir; sadece dava açılış belgesiyle tüm kayıtların silinmesi beklenmemelidir.

Borçtan Kurtulma Davası Ne Kadar Sürer?

Her dosya için geçerli sabit bir sonuçlanma süresi yoktur. Senet aslının temini, imza karşılaştırma belgelerinin toplanması, bilirkişi incelemesi, tebligatlar ve mahkemenin iş yükü süreyi etkiler. Kanun yolu incelemesi de toplam sürece eklenebilir. Yedi günlük süre davanın bitirilme süresi değil, açılması için öngörülen özel süredir. Dosya incelenmeden belirli ay veya yıl içinde sonuçlanacağına dair güvenilir bir garanti verilemez.

Dava Açmadan Önce Borcu Ödediysem Bu Davayı Açabilir miyim?

Borç tamamen ödenmiş ve takip sona ermişse, İİK 69’daki özel davanın koşulları yerine ödemenin geri istenmesine ilişkin hükümler değerlendirilir. Borçlu olunmadığı hâlde cebri icra tehdidi altında yapılan ödemelerde istirdat gündeme gelebilir. Bunun süresi ve şartları ayrıca incelenmelidir. Ödemenin yapıldığı tarih, takipteki aşama ve paranın hangi gerekçeyle ödendiği önem taşır. Borçtan kurtulma davasındaki yedi gün, istirdat süresiyle karıştırılmamalıdır.

Daha Önce Menfi Tespit Davası Açtıysam Yeniden Dava Gerekir mi?

Önceden açılmış ve devam eden menfi tespit davası varsa aynı uyuşmazlık için ikinci dava açılması otomatik çözüm değildir. Mevcut davanın borçtan kurtulma davasına özgü sonuçları doğurabilmesi, geçici kaldırma kararının dosyaya sunulması ve teminat başta olmak üzere gerekli koşulların sağlanması yönünden incelenir. Önceki davanın varlığı tek başına İİK 69 korumasını sağlamaz. Dönüşüm talebi, süre ve teminat işlemleri dosyanın durumuna göre planlanmalıdır.

Hazır Dilekçe Örneğini Kullanmak Yeterli mi?

Hazır bir dilekçe, takip yolunun doğru belirlendiğini veya sürenin korunduğunu garanti etmez. Dilekçede geçici kaldırma kararı, bildirim tarihi, uyuşmazlık miktarı, borçlu olunmadığına ilişkin vakıalar ve deliller somutlaştırılmalıdır. Görev, arabuluculuk ve teminat konuları da ayrıca kontrol edilir. Özellikle imza inkârıyla ödeme savunmasının birbirinden farklı ispat sorunları doğurabileceği unutulmamalıdır. Başka bir dosyanın anlatımını kopyalamak yerine, mevcut belgeler üzerinden dava planı kurulmalıdır.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Dava açma süresi, teminat, arabuluculuk ve takip koruması somut dosya üzerinden birlikte değerlendirilmelidir.

Avukat Berivan Solmaz

Yazar

Diyarbakır’da avukatlık çalışmalarını sürdüren Berivan Solmaz, özellikle ceza hukuku ve aile hukuku alanlarında çalışmaktadır. Hukuki konulardaki makaleleri genel bilgilendirme amacıyla yayımlanır.