Sulh hukuk mahkemesi, kanunun açıkça görev verdiği belirli özel hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işleri hakkında karar veren ilk derece hukuk mahkemesidir. Başlıca görevleri kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar, ortaklığın giderilmesi, yalnız zilyetliğin korunmasına yönelik davalar ve diğer kanunlarla kendisine bırakılan kat mülkiyeti, vesayet ve bazı miras işleridir. Dava konusunun parasal değeri tek başına görevli mahkemeyi değiştirmez. Temel görev çerçevesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 4’te düzenlenmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesi Nedir?
Sulh hukuk mahkemesi nedir? Belirli özel hukuk uyuşmazlıkları ve kanunla gösterilen çekişmesiz yargı işleri bakımından görevlendirilmiş, tek hâkimli bir ilk derece mahkemesidir. Asliye hukuk mahkemesiyle birlikte genel hukuk mahkemeleri arasında yer alsa da her özel hukuk davasına değil, kanunun açıkça kendisine bıraktığı dava ve işlere bakar.
Mahkemenin adındaki “sulh” kelimesi, her dosyada tarafları uzlaştıran veya yalnızca anlaşmalı işleri inceleyen bir merci olduğu anlamına gelmez. Tahliye, kira bedelinin tespiti ve ortaklığın giderilmesi gibi çekişmeli davalar da bu mahkemede görülebilir. Mirasçılık belgesinin verilmesi veya vasi atanması gibi bazı çekişmesiz yargı işleri de sulh hukuk hâkiminin önüne gelebilir.
Günlük kullanımda sorulan “sulh mahkemesi neye bakar?” sorusu cevaplanırken önce uyuşmazlığın özel hukuk alanında olup olmadığı, ardından kanunda özel bir görev hükmü bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Sulh Hukuk Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?
Sulh hukuk mahkemesi hangi davalara bakar? Bu sorunun cevabı yalnızca dava konusuna veya talep edilen tutara göre verilemez. Hukuki ilişkinin kaynağı, ileri sürülen olaylar ve mahkemeden istenen hukuki koruma birlikte değerlendirilmelidir. Başlıca görev alanları aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
| Uyuşmazlık grubu | Başlıca örnekler | Dava öncesi arabuluculuk kontrolü |
|---|---|---|
| Kira ilişkisi | Tahliye, kira tespiti, kira uyarlama, kira alacağı ve sözleşmeden doğan diğer uyuşmazlıklar | Kural olarak kontrol edilmelidir; kanuni istisnalar saklıdır |
| Ortaklığın giderilmesi | Paylı veya elbirliği mülkiyetinin aynen paylaşma ya da satış yoluyla sona erdirilmesi | Dava şartı arabuluculuk bulunur |
| Zilyetliğin korunması | Yalnızca fiilî hâkimiyetin korunmasına yönelik talepler | Talebin hukuki niteliğine göre değerlendirilir |
| Kat mülkiyeti | Ortak gider, yönetim planı, ortak alan kullanımı ve Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki uyuşmazlıklar | Dava açılacaksa dava şartı arabuluculuk kontrol edilir |
| Çekişmesiz yargı ve diğer işler | Mirasçılık belgesi, vasiyetnamenin açılması, tereke ve vesayete ilişkin kanunla verilen bazı işlemler | İşin niteliğine ve özel düzenlemeye göre değişir |
HMK m. 4; kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkları, taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, yalnız zilyetliğin korunmasına yönelik davaları ve diğer kanunların sulh hukuk mahkemesi veya hâkimini görevlendirdiği işleri, değer veya tutara bakılmaksızın bu mahkemenin görev alanına alır.
Kira İlişkisinden Doğan Davalar
Kira sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar, sulh hukuk mahkemesinin görevleri içinde önemli bir yer tutar. Konut, çatılı iş yeri veya başka bir kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlığın parasal değeri, HMK m. 4 kapsamındaki görev belirlenirken tek başına esas alınmaz.

Bu grupta karşılaşılabilecek başlıca davalar şunlardır:
- İhtiyaç, temerrüt, yeniden inşa veya diğer kanuni sebeplere dayanan tahliye davaları,
- Kira bedelinin tespiti,
- Değişen koşullar nedeniyle kira bedelinin uyarlanması,
- Kira alacağı ve kira sözleşmesinden doğan tazminat talepleri,
- Kiracılık sıfatının veya kira ilişkisinin tespitine yönelik uyuşmazlıklar.
Örneğin ihtiyaç nedeniyle tahliye davası ile kira bedelinin tespiti davası, koşulları ve talep sonuçları farklı olmakla birlikte kural olarak sulh hukuk mahkemesinde görülür. Tahliye nedenleri ve izlenebilecek yollar ise kiracı tahliyesi kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.
Önemli istisna: İcra ve İflas Kanunu kapsamında ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin özel yol, HMK m. 4’te ayrıca saklı tutulmuştur. Dava açılması düşünülüyorsa arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı da talep türüne göre kontrol edilmelidir.
Her kira uyuşmazlığında tüketici mahkemesinin veya asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu yönündeki genellemeler doğru değildir. Uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve özel bir görev hükmü bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Ortaklığın Giderilmesi Davaları
Paylı veya elbirliği mülkiyetine konu bir taşınır ya da taşınmaz üzerindeki ortaklığın sona erdirilmesi talebi kural olarak sulh hukuk mahkemesinde görülür. Dosyanın özelliklerine göre aynen paylaşmanın mümkün olup olmadığı değerlendirilir; aynen paylaşma mümkün değilse satış yoluyla paylaşma gündeme gelebilir.

Ortaklığın giderilmesi davası, mülkiyetin kime ait olduğuna ilişkin bütün uyuşmazlıklarla aynı değildir. Tapu iptali ve tescil, tapu kaydının düzeltilmesi veya miras payının varlığına ilişkin ön uyuşmazlıklar farklı görev ve usul kurallarına tabi olabilir.
Dava şartı uyarısı: Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, 6325 sayılı Kanun m. 18/B kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabidir. Dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin usulüne uygun biçimde tamamlanması gerekir.
Zilyetliğin Korunmasına Yönelik Davalar
Zilyetlik, bir eşya üzerindeki fiilî hâkimiyeti; mülkiyet ise eşya üzerindeki ayni hakkı ifade eder. Bu kavramlar aynı değildir. Bir kişi malik olmadığı hâlde zilyet olabileceği gibi malik de eşyanın doğrudan zilyedi olmayabilir.
Sulh hukuk mahkemesinin HMK m. 4’ten doğan görevi, yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik davalar bakımından söz konusudur. Talep gerçekte mülkiyet hakkının belirlenmesine, tapunun iptaline veya davacı adına tescile yönelikse görev ayrıca incelenmelidir. Dilekçede kullanılan dava adından çok, ileri sürülen olaylar ile talep sonucu önem taşır.
Kat Mülkiyetinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklar
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, kanundaki özel görev hükmü çerçevesinde sulh hukuk mahkemesinde görülebilir. Apartman veya site ortak giderleri, yönetim planının uygulanması, ortak yerlerin kullanımı, kat malikleri kurulu kararları ve yöneticinin görevleri buna örnek gösterilebilir.
Aynı apartmanda veya sitede yaşayan kişiler arasındaki her uyuşmazlık otomatik olarak Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında değildir. Talebin komşuluk hukuku, haksız fiil, mülkiyet hakkı veya başka bir hukuki ilişkiden kaynaklanması görev değerlendirmesini değiştirebilir.
Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılacaksa 6325 sayılı Kanun m. 18/B kapsamındaki dava şartı arabuluculuk hükümleri kontrol edilmelidir.
Miras ve Tereke İşleri
Diğer kanunların sulh hukuk hâkimine verdiği bazı miras ve tereke işleri de bu mahkemede yürütülür. Başlıca örnekler şunlardır:
- Mirasçılık belgesi veya veraset ilamı verilmesi,
- Vasiyetnamenin açılması ve ilgililere okunması,
- Terekenin tespiti ve korunmasına ilişkin kanunda gösterilen bazı önlemler,
- Miras ortaklığına temsilci atanmasına ilişkin işler,
- Mirasın reddi kapsamında sulh hukuk mahkemesine verilen işlemler.
Mirasçılık belgesinin verilmesi çekişmesiz yargı işidir ve kural olarak sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Kanundaki koşullar ve sınırlamalar çerçevesinde noterler de mirasçılık belgesi düzenleyebilir. Noter tarafından düzenlenen belgeye itiraz edilmesi veya mirasçılık sıfatı hakkında çekişme çıkması hâlinde izlenecek yol ayrıca belirlenmelidir.
Tüm miras davaları sulh hukuk mahkemesinde görülmez. Muris muvazaası, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve mirasta istihkak gibi çekişmeli davalarda görev, talebin hukuki niteliği ve özel kanun hükümleri dikkate alınarak değerlendirilir.
Vesayet ve Diğer Çekişmesiz Yargı İşleri
Vasi atanması, vesayetin yürütülmesi ve kayyımla ilgili bazı işlemler kanunla sulh hukuk mahkemesine verilmiştir. Vesayet hukukunda sulh hukuk mahkemesi vesayet makamı; asliye hukuk mahkemesi ise kanunda gösterilen durumlarda denetim makamı olarak farklı görevler üstlenebilir.
HMK m. 383’e göre, aksine bir düzenleme bulunmadıkça çekişmesiz yargı işlerinde sulh hukuk mahkemesi görevlidir. “Çekişmesiz yargı” ifadesi süreçte hiçbir itiraz veya görüş ayrılığı bulunamayacağı anlamına gelmez; kanunun işin niteliği ve uygulanacak usul bakımından yaptığı sınıflandırmayı ifade eder.
Vesayet, kayyım, tereke ve vasiyetname işlemlerinin tamamı tek bir genel hükme dayanılarak sulh hukuk mahkemesine ait kabul edilmemelidir. Her talep bakımından Türk Medeni Kanunu ile ilgili özel düzenlemedeki görev hükmü ayrıca kontrol edilmelidir.
Hangi Davalar Sulh Hukuk Mahkemesinde Görülmez?
Sulh hukuk mahkemelerinin görev alanı kanunla belirlenir. Başka bir mahkemeye bırakılan veya sulh hukuk mahkemesine verilmeyen uyuşmazlıklar burada görülmez. Genel nitelikteki bazı karşı örnekler şunlardır:
- Boşanma, velayet ve aile hukukuna özgü davalar kural olarak aile mahkemesinde,
- İşçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar iş mahkemesinde,
- Tüketici işlemlerinden kaynaklanan davalar tüketici mahkemesinde,
- Tapu iptali ve tescil ile genel mülkiyet davaları, özel bir görev hükmü yoksa çoğunlukla asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Bu örnekler kesin ve sınırsız bir görev listesi değildir. Özel kanunla görevlendirilmiş başka bir mahkeme bulunup bulunmadığı her somut uyuşmazlıkta kontrol edilmelidir.
Sulh hukuk mahkemesi, sulh ceza hâkimliğiyle de karıştırılmamalıdır. Sulh ceza hâkimliği, ceza soruşturmalarında kanunla kendisine verilen koruma tedbirleri ve diğer işler hakkında karar veren ayrı bir yargı merciidir. Sulh hukuk mahkemesi ise özel hukuk dava ve işleriyle ilgilenir.
Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk Mahkemesi Arasındaki Fark
| Ölçüt | Sulh hukuk mahkemesi | Asliye hukuk mahkemesi |
|---|---|---|
| Görev kaynağı | Kanunda açıkça gösterilen dava ve işler | Başka bir mahkemeye bırakılmayan özel hukuk davaları |
| Parasal değer | HMK m. 4 kapsamındaki görevlerde belirleyici değildir | Görev yalnızca dava değerine göre belirlenmez |
| Başlıca örnekler | Kira, ortaklığın giderilmesi ve zilyetliğin korunması | Genel alacak, mülkiyet ve kişilik hakkı davaları |
| Yargılama usulü | Kural olarak basit yargılama usulü | Uyuşmazlığa göre çoğunlukla yazılı yargılama usulü |
HMK m. 2 uyarınca, aksine bir düzenleme bulunmadıkça malvarlığı ve şahıs varlığına ilişkin davalarda asliye hukuk mahkemesi görevlidir. HMK m. 4 ise sulh hukuk mahkemesine bırakılan özel görev alanını gösterir. Bu nedenle önce sulh hukuk mahkemesini veya bir ihtisas mahkemesini görevlendiren özel hüküm bulunup bulunmadığı, ardından asliye hukuk mahkemesinin genel görevi değerlendirilir.
1., 2. veya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi Ne Demektir?
İş yoğunluğunun fazla olduğu adliyelerde aynı türden birden fazla sulh hukuk mahkemesi bulunabilir. Bu mahkemeler 1., 2., 3. veya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi şeklinde numaralandırılabilir. Numaralar farklı bir mahkeme türünü veya ayrı bir kanuni görev alanını göstermez.
Bu nedenle “1. Sulh Hukuk Mahkemesi hangi davalara bakar?” sorusunun cevabı, aynı yerdeki diğer sulh hukuk mahkemelerinden temel görev bakımından farklı değildir. Dosyanın hangi numaralı mahkemeye gönderileceği tevzi sistemi ve varsa yerel iş dağılımı esaslarıyla belirlenir. Somut dosya bakımından güncel iş dağılımı kararlarının ayrıca incelenmesi gerekebilir.
Sulh Hukuk Mahkemesinde Dava Açmadan Önce Arabuluculuk Zorunlu mu?
Bu soruya bütün sulh hukuk dava ve işleri için tek bir “evet” veya “hayır” cevabı verilemez. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B kapsamında özellikle şu uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk kontrol edilmelidir:
- Kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar,
- Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar,
- Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar.
Mirasçılık belgesi verilmesi veya vesayet işlemleri gibi çekişmesiz yargı işleri aynı arabuluculuk değerlendirmesine tabi tutulmaz. Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki bir uyuşmazlıkta gerekli başvuru yapılmadan dava açılması usule ilişkin sonuçlar doğurabilir. Talep kapsamı ile kanuni istisnalar somut olay üzerinden incelenmelidir.
Sulh Hukuk Mahkemesinde Yargılama Nasıl Yapılır?
HMK m. 316 uyarınca sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler kural olarak basit yargılama usulüne tabidir. Çekişmeli bir dava genel olarak dava dilekçesinin sunulması, dilekçenin davalıya tebliği, cevap, ön inceleme, tahkikat ve karar aşamalarından oluşabilir. Uygulanacak adımlar, duruşma yapılması, keşif veya bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulması dosyanın niteliğine göre değişir. Çekişmesiz yargı işlerinde ise ilgili özel usul hükümleri ayrıca dikkate alınır.
Görevli mahkeme ile yetkili mahkeme aynı kavram değildir. Görev, uyuşmazlığa hangi tür mahkemenin bakacağını; yetki ise davanın hangi yerdeki mahkemede açılacağını gösterir. Mahkeme türü sulh hukuk olsa bile davanın hangi il veya ilçede açılacağı kira, taşınmaz, miras ya da vesayet dosyasının özelliklerine göre değişebilir.
Dava Açmadan Önce Kontrol Listesi
- Talep sonucu ile talebin dayandığı hukuki ilişkiyi belirleyin.
- Kanunda özel bir görev hükmü bulunup bulunmadığını kontrol edin.
- Davanın hangi yerdeki mahkemede açılacağını belirleyen yetki kurallarını inceleyin.
- Dava şartı arabuluculuk gerekip gerekmediğini kontrol edin.
- Hak düşürücü süre, zamanaşımı, ihtar ve diğer özel bildirim koşullarını değerlendirin.
- Sözleşme, tapu kaydı, ihtar, ödeme belgesi ve diğer delilleri talep sonucuyla uyumlu biçimde hazırlayın.
Yanlış Mahkemede Dava Açılırsa Ne Olur?
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkindir ve görev aynı zamanda dava şartıdır. Mahkeme, taraflar ileri sürmese bile görevli olup olmadığını kendiliğinden inceleyebilir. Görevli olmadığı sonucuna varırsa görevsizlik kararı verebilir.
Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için kanunda öngörülen işlem ve sürelere uyulması gerekir. Sürenin kaçırılması davanın devamı bakımından önemli usul sonuçları doğurabilir. Uygulanacak süre; kararın tebliği, kesinleşme ve kanun yolu durumu dikkate alınarak güncel mevzuat üzerinden kontrol edilmelidir.
Görev Kontrolü Neden Talebe Göre Yapılmalıdır?
Sulh hukuk mahkemesi özellikle kira, ortaklığın giderilmesi, zilyetliğin korunması, kat mülkiyeti ve kanunla verilen bazı miras, tereke ve vesayet işlerine bakar. Bununla birlikte tarafların kullandığı dava adı veya uyuşmazlığın bir taşınmazla ilgili olması, görev tespiti için tek başına yeterli değildir.
Uyuşmazlığın hukuki niteliği, talep sonucu, özel görev hükümleri, yetkili yer mahkemesi ve dava şartı arabuluculuk birlikte değerlendirilmelidir. Taşınmaz ve kira ilişkileriyle bağlantılı genel bilgiler için gayrimenkul hukuku içeriği de incelenebilir.
Sık Sorulan Sorular
Sulh hukuk mahkemesi ceza davalarına bakar mı?
Hayır. Sulh hukuk mahkemesi özel hukuk dava ve işlerine bakar. Ceza soruşturmalarında kanunla verilen belirli işleri inceleyen sulh ceza hâkimliği ayrı bir yargı merciidir.
Sulh hukuk mahkemesinde avukat zorunlu mu?
Avukatla temsil kural olarak zorunlu değildir. Bununla birlikte görev, yetki, arabuluculuk, süre, delil ve talep sonucu hakkındaki hatalar usule veya hak kaybına ilişkin sonuçlar doğurabilir. Hukuki yardım ihtiyacı dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
1. ve 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin görevleri farklı mı?
Temel kanuni görev alanları farklı değildir. Numaralar, aynı yerde bulunan farklı mahkeme dairelerini ifade eder. Dosyanın hangi daireye gönderileceği tevzi sistemi ve varsa yerel iş dağılımı esaslarına göre belirlenir.
Kira tahliye davası hangi mahkemede açılır?
Kira ilişkisinden doğan tahliye davaları kural olarak sulh hukuk mahkemesinde açılır. İcra ve İflas Kanunu kapsamında ilamsız icra yoluyla tahliye, dava şartı arabuluculuk ve yer bakımından yetki hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Sulh hukuk mahkemesi kararına itiraz edilebilir mi?
Kararın türüne göre istinaf, itiraz veya başka bir kanun yolu bulunabilir. Kanun yolunun açık olup olmadığı ve başvuru süresi; kararın niteliği, tebliğ tarihi ve varsa yıllık değişen parasal sınırlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Karardaki kanun yolu açıklaması ile güncel mevzuat birlikte kontrol edilmelidir.
Bilgilendirme notu: Bu içerik genel hukuki bilgi sunar; somut olay hakkında hukuki görüş veya sonuç taahhüdü niteliğinde değildir. Uyuşmazlığın görev, yetki, süre ve dava şartları somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. HMK m. 4, m. 316 ve m. 383 ile 6325 sayılı Kanun m. 18/B kapsamındaki hükümler ve istisnalar, içerik yayımlanmadan önce Av. Berivan Solmaz tarafından güncel mevzuat üzerinden kontrol edilmelidir.





